Dünya milletleri ile karşılaştırıldığında Türk Milleti silahlı kuvvetlerine farklı bir misyonla yaklaşmıştır. Kuruluş tarihi milattan önce 209[i] yılına kadar uzayan silahlı kuvvetlerimiz kurulduğu günden beri halkına karşı yol gösterici ve onu kuşatıcı bir tavır sergilemiştir. Fetih gerçekleştirdiği milletlere karşı son derece merhametli olmuş ve diğer milletlerin ordularının davrandığı gibi yakıcı ve yıkıcı bir davranışta bulunmamışlardır.

Ülkemizde ne zaman bir felaketle karşılaşılsa Türk Silahlı Kuvvetleri olayın ilk anlarından itibaren tüm güçleri ile afet bölgesinde kurtarma ve yardım faaliyetlerinde yer almışlardır. Özellikle 1999 depreminde yaşanan olumsuzluklardan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri afet yönetim sistemi yeniden ele alınmış ve bugünkü kadro ve kuruluşuna kavuşturulmuştur.

Bir afet anında İnsani yardımın, afetzedelere ulaştırılabilmesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin doğrudan birincil sorumluluğu olmamasına karşın yükümlü olan yetkili organların, rızası ve işbirliğinin tesis edilmesi sonucunda disipline edilmiş bir çalışma ortamının güvenlikli olarak oluşturulması oldukça önemlidir. Aynı zamanda, yeteri kadar insani ve malzeme kaynağına sahip olmakta afet bölgesinde etkin bir faaliyetin yürütülebilmesi için oldukça elzemdir.[ii] Bu yüzden silahlı kuvvetlerin afet esnasında ve sonrasında yapılacak faaliyetlerde rol alması son derece kıymetlidir.

Afet bölgesinde, insani yardım kuruluşları ve gönüllü sivil yapıların yardım faaliyetleri ön plana çıkmakla beraber insan kaynağı, malzeme, ekip ve ekipmanlar noktasında çoğu zaman yetersiz kalabilmektedir. Bu durumda sivil toplum kuruluşlarının veya kamu kuruluşlarının silahlı kuvvetlerden güvenlikli ve disipline edilmiş bir ortamın sağlanmasını talep edebilirler. Bu durumda silahlı kuvvetler, operasyonlarda insani yardım organizasyonlarında aktif rol almalı ve koordinasyon görevini üstlenmelidir. İnsani yardım kuruluşları ordunun insani yardım faaliyetlerine katılmalarının meşru ve hayati bir rol oynayabileceğinin farkındadırlar. Askeri birliklerin yardım faaliyetlerinde üstlendikleri görev insani yardım kuruluşlarının, faaliyetlerinden kaynaklanan riskleri gidermek ve afet müdahale sisteminin koordine ve güvenlikli olarak yürütülmesi için stratejik bir adım olarak değerlendirilmelidir.[iii] Elbette sosyolojik açıdan en büyük faydası da Mehmetçik olarak tanımlanan ordumuz ile halk arasında ki etkileşime olumlu katkı sağlayarak ordu millet dayanışmasına sağladığı katkı olduğunu söyleyebiliriz.

Silahlı kuvvetlerin afet bölgesinde görev alması toplumda moral seviyesinin artışını sağlamıştır. Ayrıca askerî birliklerin varlığı, hem insanlar için bir motivasyon kaynağı olmakta hem de yerel yöneticilere duyulan güvenin artmasını sağlamaktadır. Nitekim son Kahramanmaraş Depremlerinde yaşanan ulaşım sorunlarının aşılmasında silahlı kuvvetlerin rolü sonucu belirler nitelikte olmuştur. Daha depremin ilk saatlerinden itibaren kurulan hava köprüsü, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı A400 nakliye uçakları dahil çok sayıda nakliye uçağı bölgeye arama-kurtarma ekiplerini ve araçlarını sevk etmesi, Ambulans uçakların kurulan “hava yardım koridorunda görev alması ilk şokun atlatılmasında ve bölgeye süratle ekiplerin ulaştırılmasında son derece etkili olmuştur.[iv]

Silahlı kuvvetlerin afet bölgesinde yaptığı çalışmaların önemi, merkezi ve yerel unsurların yetersiz kaldığı durumlarda daha net olarak anlaşılmaktadır. Askerî uçaklar, ihtiyaç duyulan yardım malzemesinin ivedi olarak taşınmasında, özellikle ticari hava taşıtlarının her zaman yeterli sayıda bulunmadığı durumlarda, hayati bir öneme sahiptir. Ayrıca helikopterler, özellikle insani yardım malzemelerinin bölgeye ulaştırılmasında kullanılamayan yolların oluşturduğu olumsuzlukların aşılmasında kritik bir rol üstlenmektedir. Donanmanın taşıma kapasitesi, afetin oluşunu takip eden haftalar ve aylarda maliyet etkin bir yardım faaliyetini sürdürmek için kritiktir. Süratle bölgeye sevk edilen askerî hastaneler ve tıbbi personel yardıma ilk koşanlar arasındadır. Buna ek olarak istihkâmlar, temiz su sağlayan birimler, arama kurtarma ekipleri sahip oldukları imkânlar ile krizi önleme faaliyetlerine önemli katkılar sağlamakta ve hayat kurtarmaktadırlar.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), bugüne kadar meydana gelen her afet/acil katkı sağlamıştır. Tüm bu çalışmalar sivil otoriteleri olduğu gibi silahlı kuvvetleri de uzmanlaşmaya ve bu anlamda barış döneminde halkına en iyi desteği verecek şekilde teşkilatlanmasını sürdürmüştür. Özellikle Marmara bölgesinde 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem felaketinden sonra; Genelkurmay Başkanlığı tarafından deprem, yangın, sel, çığ, toprak kaymaları, kaybolmalar, KBRN ve büyük kazalar gibi doğal olan veya olmayan her türlü afette yurt içinde ve yurt dışında arama kurtarma faaliyetleri icra etmek maksadıyla TSK Doğal Afetler Arama Kurtarma (DAK) Tabur Komutanlığı kurulmuştur. (Genelkurmay Başkanlığı, 2013). Bunun dışında Kuvvet Komutanlıkları (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dâhil) ve Genelkurmay Başkanlığı bağlı muharip birliklerde bu tarz bir yapılanmaya gitmiştir. Örneğin İnsani Yardım Tugay Komutanlığı, TSK adına yurt içi ve yurt dışında afet/acil durumlarda görev yapmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde de 1998 yılında Jandarma Arama Kurtarma (JAK) Timleri teşkil edilmiştir.[v]

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin temel görevi ulusal savunma ve savaş kapasitesini arttırmak olsa dahi özellikle barış zamanında elinde bulunan etkin kaynakları, ilk yardım ve kurtarma aşamasında halkının hizmetine sunarak verimli bir yardım desteği sağlamaktadır. Silahlı kuvvetler bugüne kadar insani yardım operasyonlarının önemli aktörlerinin başında gelmektedir. Silahlı kuvvetlerin ulusal alandaki bu görevi, uluslararası alanda da giderek artmaktadır. Nitekim son dönemlerde yaşanan afetlere yönelik yapılan insani yardım operasyonlarında, silahlı kuvvetlerin yetenek ve kapasitesinin ne denli faydalı olduğunu, özellikle ilk müdahaleyi yapan yerel/merkezi unsurların yetersiz kaldığı durumlarda, ortaya çıkmaktadır. Ayrıca değişen dünya düzeni içindeki yeni güvenlik algısı ve silahlı kuvvetlerin yeni rol ve görevleri ile imaj güçlendirme gereği, ülke liderlerinin silahlı kuvvetleri afete müdahalede kullanmaya daha çok yöneltmektedir.[vi] Nitekim TSK donanmasına son teslim edilen TCG Anadolu amfibi siha gemisi bu anlamda planlamalara dahil edilmiş bir güç aktarım merkezi olarak kullanılabilecek şekilde planlanmıştır.


[i] Kara Kuvvetleri Tarihçesi, https://www.kkk.tsk.tr/tarihce.aspx, Erişim Tarihi: 01.12.2023

[ii] Ali Murat İlhan, Afetler ve İnsani Yardım Operasyonlarında Silahlı Kuvvetlerin Rolü, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Mayıs 2013, 2(1), 117

[iii] Charles-Antoine Hofmann ve Laura Hudson, Military responses to natural disasters: last resort or inevitable trend?, October, 2009, Issue 44 – Article 12, https://odihpn.org/publication/military-responses-to-natural-disasters-last-resort-or-inevitable-trend/, Erişim Tarihi: 02.12.2023

[iv] Oksijen E-Gazete, Türk Hava Kuvvetleri afet bölgesi ile hava köprüsü kurdu,6 Şubat 2023, https://gazeteoksijen.com/turkiye/turk-hava-kuvvetleri-afet-bolgesi-ile-hava-koprusu-kurdu-169839, Erişim Tarihi: 02.12.2023

[v] Ali Murat İlhan, age. s.121-122

[vi] Ali Murat İlhan, age. s.127